Boşanma Protokolüne Aykırı Taşınmaz Devri ve Tapu İptali Davası
- Tuğçe Dağ
- 6 gün önce
- 2 dakikada okunur

Boşanma sürecinde taraflar arasında düzenlenen protokoller, yalnızca evliliği sonlandırmakla kalmaz; aynı zamanda mal paylaşımına ve ekonomik menfaatlere ilişkin taahhütleri de içerir. Bu protokoller mahkeme tarafından onaylandığında, taraflar için bağlayıcı hâle gelir ve ifası mahkeme ilamı gibi talep edilebilir. Ancak özellikle anlaşmalı boşanma davalarında, taşınmazların devrine ilişkin taahhütler sıkça suistimal edilmekte; protokole rağmen taşınmaz, üçüncü kişilere –çoğunlukla aile bireylerine– devredilerek alacaklı eşin hakkı fiilen engellenmektedir. Bu gibi durumlarda gündeme gelen en önemli hukuki araçlardan biri, tapu iptali ve tescil davasıdır.
Protokolün Taahhüt Niteliği ve İfaya Zorlanabilirlik
Türk Medeni Kanunu m. 716/1’e göre, bir taşınmazın devrine ilişkin kişisel hak tanıyan sözleşmeler, gerekli şekil şartlarına uyulduğu takdirde hüküm doğurur ve devre muhatap olan taraf, bu hakkı mahkeme aracılığıyla talep edebilir. Yargıtay, onaylanmış boşanma protokolünde yer alan taşınmaz devri taahhüdünü, taraflar arasında geçerli bir borç ilişkisi olarak değerlendirmekte ve aynen ifa yoluyla tescil istemini kabul etmektedir
Muvazaalı Devir: Mal Kaçırma Kastı ve Kötüniyet
Protokole rağmen taşınmazın üçüncü kişilere devredilmesi, özellikle de bu devir bir yakın akrabaya ve piyasa rayicinden düşük bedelle yapılmışsa, sıklıkla muvazaa ve kötüniyet karinesi oluşturur. Uygulamada, eşlerin boşanma kararı kesinleşmeden önce taşınmazlarını kardeşlerine, çocuklarına ya da ebeveynlerine devretmeleri, Yargıtay nezdinde alacaklı eşin hakkını ihlal eden kötü niyetli tasarruf olarak değerlendirilmiştir. Bu gibi hallerde, taşınmazı devralan kişi tapu kayıtlarında malik görünse dahi, işlemin danışıklı yapıldığı ispatlandığında tapu kaydının iptali ve alacaklı eş adına tesciline karar verilebilmektedir.
Hissenin Tamamının Devri: Hakkın İhlali
Protokolde genellikle taşınmazın “yarı hissesinin devredileceği” yönünde kayıtlar yer alırken, uygulamada eşlerin çoğu taşınmazın tamamını üçüncü kişilere devretmektedir. Bu durum, taahhüt edilen kısmın devrini imkânsız hale getirdiğinden, dava açılmasını engellemez. Aksine, bu davranış protokolün ağır ihlali niteliğinde olup kötü niyetin göstergesidir.
Dava, boşanma protokolünden kaynaklanan bir kişisel hakkın aynî hakka dönüşmesine ilişkin olup, doğrudan aynî hakka yönelik talep içermektedir. Bu nedenle, davanın niteliği itibarıyla mal rejiminin tasfiyesine ya da aile hukuku kapsamına değil, tapu sicilinin düzeltilmesine ilişkin aynî hak davası kapsamında değerlendirilmesi gerekir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 05.12.2023 tarihli, 2022/8262 E. – 2023/5914 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere; taşınmaz, protokole rağmen muvazaalı biçimde devredilmişse, uyuşmazlık aile hukuku değil, Türk Borçlar Kanunu m.19 kapsamında muvazaa iddiasına dayalı aynî hak talebi niteliği taşır ve bu davalara Asliye Hukuk Mahkemesi bakmakla görevlidir.
Yargıtayın ilgili kararında, “taşınmazın tamamının devri muvazaalı olduğu ispatlandığında, taahhüt edilen kısmın tescili mümkündür” diyerek bu yöndeki davaların kabul edilebilirliğini teyit etmiştir.
Tapu İptali ve Tescil Davasında Taraflar
Bu davalar genellikle hem protokolde devri taahhüt eden eşe, hem de taşınmazı devralan üçüncü kişiye karşı birlikte açılmalıdır. Zira üçüncü kişi tapu sicilinde malik olarak yer almakta olup, hükmün onun mülkiyet hakkını etkilemesi söz konusu olacaktır. TMK m. 1023 gereği iyi niyetli üçüncü kişilerin korunması esası geçerli olsa da, muvazaa veya mal kaçırma kastı varsa bu koruma ortadan kalkmaktadır.
Yargılama Süreci ve İhtiyati Tedbir
Tapu iptali ve tescil davalarında dava süresi boyunca taşınmazın tekrar el değiştirmemesi için HMK m. 389 vd. uyarınca ihtiyati tedbir kararı talep edilmelidir. Böylelikle, davacı eşin hak kaybı yaşamasının önüne geçilir.
Sonuç
Boşanma protokolüne aykırı olarak gerçekleştirilen taşınmaz devirleri, yalnızca etik dışı değil, aynı zamanda hukuken de sakat işlemlerdir. Bu işlemlerle hakkı ihlal edilen tarafın başvurabileceği etkili hukuki yol, tapu iptali ve tescil davasıdır. Mahkemeler, özellikle boşanma sürecinde eşin taşınmazı akrabaya devretmesini kötü niyet karinesi olarak kabul etmekte ve protokolden doğan hakların aynen ifa yoluyla korunmasına imkan tanımaktadır.








Yorumlar